www.kucukkarabalikcocukevi.com

11 Nisan 2012 Çarşamba

ÖNEMLİ!!!

Merhaba,

kuruluş aşamasında kurduğumuz bu blogumuz ve bağlantılı telefon ve mail adresleri aktif ve güncel değildir.

güncel bilgiler için


web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

4 Ocak 2011 Salı

Küçük Kara Balık Çocuk Evi

Merhaba,

2010 süresince aslında oldukça kısa bir sürede, çok çalışarak el birliğiyle anaokulumuzu kurduk:
Küçük Kara Balık Çocuk Evi

www.kucukkarabalikcocukevi.com adresinden daha detaylı bilgiler alabilir, okulumuzun fotoğraflarını görebilirsiniz. 









24 Ağustos 2010 Salı

26 Ağustos 2010 perşembe,18:30-20:30 arası okulumuzdayız!

Merhaba,
Okulumuzdaki tadilatlar bitti. Şimdi içinin Montessori'ye göre şekil almasını izliyoruz.
Bu arada 26 Ağustos 2010  perşembe,18:30-20:30arası, Koşuyolu mah., Salih Omurtak caddesi, No:49'daki okulumuzda, aklınızdaki soruları Emel Hanım'a sorabilmeniz için buluşuyoruz.
Gelmek isterseniz kapımız açık...

16 Ağustos 2010 Pazartesi

17 Agustos 2010 salı akşamı buluşuyoruz!

Merhaba…
Okul binamızın tutulmasıyla birlikte büyük bir hızla binadaki işlere başladık. Dolayısıyla haftanın bir çok akşamı iş çıkışında ve hafta sonları okul binamızda toplanıyoruz.

Binamızın ve adresimizin belli olmasının sağladığı bir büyük avantaj da okul binamızı görmek isteyen veli adaylarının da bazı akşamlar tanışmak için okula gelebiliyor olması.
Bu tanışma toplantılarının en büyük avantajlarından biri eğitim danışmanımız ve yöneticimiz (ve yönlendiricimiz) Emel Çakıroğlu Wilbrandt’ın da toplantılarda bulunması ve soruları olan velileri cevaplaması.
Bu hafta da 17 Ağustos Salı akşamı hem bizler hem de Emel Hanım okulda olacağız. Emel Hanım okulumuzu görmek ve kendisiyle tanışmak isteyen velilerle biraraya gelecek. Biz de alet çantalarımız yanımızda, tadilat ve boya badana öncesi binadaki bir takım mobilyaları söküp kaldırıyor olacağız.
İster Emel Hanım’la veya biz velilerle tanışmak için; isterseniz bir işin ucundan tutmak ya da sadece bir kaç satır sohbet etmek için uğrayacak olursanız, biz 17 Ağustos Salı akşamı 17.30′dan sonra Koşuyolu Salih Omurtak Caddesi no:49′daki okul binamızda olacağız…
Görüşmek üzere
Montessori Okulu Veli İnisiyatifi
www.montessori.org.tr

(Okul adresimize ve haritamıza web sitemizden ulaşabilirsiniz)

5 Ağustos 2010 Perşembe

Davet: Okulumuzda Hep Birlikte Buluşuyoruz!!





Merhaba,
Çocuklarımıza en iyi okulu kurmak için çıktığımız yolda hızla ilerliyoruz.
Bu yolda bir büyük adım daha attık. Okulumuzun mekanının kontratını 6 ağustos Cuma yapıyoruz.
Montessori Okulumuzu hep birlikte Kuruyoruz!!!
Şu anki heyecanımızı ve sevincimizi 7- Ağustos 2010Cumartesi ve Pazar saat 15.00-18.00 arasında OKULUMUZDA birlikte paylaşalım!
Görüşmek Üzere..




Okulumuzun adresi:
Koşuyolu Mah. Salih Omurtak Sk. No:49 Kadıköy-İstanbul
Reşat Nuri Güntekin İlköğretim Okulu' nun hemen yanındaki bina...

Ekteki linkten haritayı görebilirsiniz.

31 Temmuz 2010 Cumartesi

HaberTürk ile bir Röportaj


  1. Siz nasıl, kaç kişi veli insiyatifi olan bir okul kurmaya karar verdiniz?

Katıldığımız bir  toplantıda  Emel Çakıroglu Wilbrandt’la tanıştık. Sohbet sırasında, var olan eğitim sisteminden duyduğumuz sıkıntılardan bahsettiğimizde, “eleştirmek yerine neden çözüm üretmiyorsunuz ?” diye sordu ve bize yurtdışında, bizim gibi düşünen velilerden ve kurdukları “veli inisiyatifi okulları”ndan bahsetti.  Biz de yüzlerce bu şekilde kurulmuş okulu örnek alıp, yola koyulduk. 


  1. Çevrenize diğer velileri nasıl topladınız?

Hepimizin çevresinde aynı sıkıntıları yaşayan anne-babalar vardı. Bu fikri ve heyecanı paylaşınca, onlar da bu oluşumun bir parçası oldular ve aynı hızla büyümüye devam ettik. 


  1. Montessori eğitim sistemini iyi bilen Emel Çakıroğlu Wilbrant'ı işin içine nasıl kattınız?

Bu bir katılım değil, buluşma oldu. Emel Hanım’ın yıllarca inandığı, kişilerin üzerinde, köklü ve içindekilerin sahip çıktığı bir yapıda Montessori Eğitimi’nin en iyi şekilde uygulanabileceği düşüncesi ile bizim yapımızla birleşti.

  1. Tüm veliler bir araya gelip okulun yerini tuttnuz ve ortaklaşa olarak okulu kurdunuz değil mi?

Veli inisiyatifi “patron-müşteri ” ilişkisi yerine “veli-eğitimci-çocuk” ilişkisini içeriyor. Bu yapıyı oluşturabilmek için öncelikle “Montessori ve Kaynaştırma Eğitimini Geliştirme Derneği”ni kurduk. Okul, derneğin iktisadi teşebbüsü olarak kuruldu. Dernek çatısı altında gönüllü çalışan veliler olarak biz, okulumuz için hep birlikte çalışıyoruz.


  1. Şimdi kaç veli bir aradasınız? Okulun yönetiminde herbiri insiyatif sahibi mi? 

Bir kaç aile ile başlayan okulumuz şu anda 32 veli olarak 2010’da eğitime başlıyor. Bunun yanı sıra gerek dernek destekcisi gerekse, 2012 yılı velilerimiz olarak 100 ailenin üzerindeyiz.


  1. Peki o kuruluşta yer alan velilerin çocukları büyüdüklerinde nasıl olacak? Yine okulda insiyatifleri olacak mı?

Veli inisiyatifini aslında iyi işleyen bir “okul aile birliği ve mezunlar derneği” olarak düşünebilirsiniz. Bu inisiyatif “gönüllülük” esasına dayandığı için, anne-baba istediği sürece bu yapı altında çalışabilir. İnisayitif almak bir sorumluluk olmakla beraber bir zorunluluk değil.




  1. Montessori eğitim metodunun materyallerini nasıl getirdiniz?

Projenin ruhuna uygun olarak tüm veliler kendi profesyoneliklerini projeye katıyorlar. Bir velimiz de, her türlu anaokulu malzemesi ithal eden bir şirketin sahibi.
Emel Ç.Wilbrandt’ın danışmanlığında, kendisi bize en iyi materyallere en uygun şekilde sahip olabilmemiz için destek verdi.




  1. Şu anda hali hazırda eğitim veren anaokullarının yanlışı neydi? Yani neden mutlu olmayıp bu oluşumu kurmaya karar verdiniz?

Mevcut  eğitim sisitemi; çocukların kişisel özelliklerine, bağımsız karakterlerine, özgün yapılarına,yeteneklerine, birey oluşlarına saygı duymayarak, hazır kalıplar içinde eğitim veriyor. Standart bir anaokulunun içindeki gürültünün ve uygulamaların içinde yetişkin olarak bile sakin kalmak zor. Çocuklar kendilerini gerçekleştirmek istiyorlar, her biri  özel, sistem ise eğitmenin planını  gerçekleştirmek istiyor ve  tek kalıp içinde.

Bizi etkileyen ve ülkemizde giderek daha çok sayıda insanın dikkatini çeken ise Montessori  Sisteminin yapısı.  Montessori eğitiminde; çocuk, bireysel bir eğitim içinde, kendi öğrenme hızı, yetenekleri, kişisel gelişimi doğrultusunda eğitim alıyor. Ve çocuklar daha özgüvenli, kendi başına karar alabilen yüksek konsantrasyon düzeyine ulaşabilen, sosyal bireyler oluyorlar. 

100 yıldır süregelen bu sistemin, yurt dışında binlerce örneği,  ispatlanmış başarılı  sonuçları var. Aslında ; www.montessori.org.tr  den, bizi etkileyen diğer önemli kısımlarını ve bu sonuçlar ile ilgili makalelere ulaşabilirsiniz.



  1. Okul sadece 3-6 yaş çocuklara değil, 1,5 yaş-3 yaş arasına da açık olacak? Orada çocuk başına kaç eğitmen düşecek? Bebek bezi bağlayan, yemeklerini kendileri yemeyen çocuklar özel ilgi görecek mi?

Okulumuzda çocuklar, 24-36 ay arası toddler, 36 ay- 6 yaş arası okul öncesi grubu olarak eğitim alacaklar .Eğitimci kadromuz ise danışman ve eğitimci olarak Emel Hanım’la birlikte,  2 usta öğretmen ve 2 stajer öğretmenden oluşuyor. Okul müdürümüz de dahil olmak üzere, tüm personel Montessori eğitimi aldı.
Tabi ki tüm anaokullarında olduğu gibi okulumuzda da yardıma ihtiyacı olan çocukların özbakımları personel tarafından yapılacak.


  
  1. Küçük yaşta anaokuluna gönderilen çocuğun daha büyük çocuklarca ezildiğini düşünüyorum. Montessori sistemi bunun önüne geçiyor mu?

Montessori Eğitimi karma yaş eğitimin gücüne inanıyor. Dünya’daki binlerce Montessori okulunda örneklerini görebilirsiniz. Birlikte eğitim gören değişik yaştaki çocuklar, daha iyi sosyalleşebilen, kolay empati kuran, küçüklerini koruyup anlayış gösteren toplumsal bireylere dönüşüyor. Ayrıca bu çocukların kendi gelişim hızında, fiziksel yaşlarının dışında, çeşitli seviyelerde eğitim alabilmelerine olanak sağlıyor. Daha iyi ilerleyebiliyorlar.

  1. Hedeflenen çocuğu anlatır mısınız?

Her çocuk kendine has ve özel. Montessori eğitim sisteminde çocuğun bu benzersiz karakter yapısına saygı duyularak eğitim veriliyor. Bu şekilde;
Özgüvenli, yaratıcı,kolay sosyalleşebilen, kendi özdisiplinini kurabilen, kendisine ve çevresine saygı ve sevgi duyan, bulundukları çevre ve doğa’ya özenli çocuklar olabiliyorlar. Öğrenmeyi seven, çalışmayı, yaratmayı ve üretmeyi seven, kendileriyle ve Dünya ile  barışık bireyler olsunlar istiyoruz.

  1. Çocuk anaokulunda bu kadar mutluyken ilkokula adapte sürecinde zorlanır mı? Kendi ilkokulunuzu kurmayı düşünüyor musunuz?

Bu soru, Montessori eğitim sistemi hakkında en çok sorulan ve haliyle en çok araştırma yapılan konularda. Araştırmaların sonuçlarına gore, Montessori Eğitim sisteminin çocuklara kazandırdığı, empati kurabilme, kolay adapte olabilme, sosyallesme, öğrenmeyi ve çalışmayı sevme, içdisiplin kurabilme özellikleri, çocuklara girdikleri her ortamda ve farklı sistemlerde başarıyı beraberinde getiriyor.

Öğrenmeyi, üretmeyi, yaratmayı , çalışmayı sevmek ve özgüven hayatta başarının anahtarı değil mi? Çocuklarımızın bu okuldan  sonra herhangi bir ilkokulda başarılı olacaklarına güvenimiz tam.

Bununla birlikte , bahsettiğimiz tüm sebeplerden dolayı, Montessori Eğitim sisteminde eğitim veren bir ilkokul kurmayı hedefliyoruz. Almanya’daki kardeş okulumuz da, bizim gibi bir kaç aile ile bir villada başlamış, bu yıl 25. yıl dönümlerini, büyük  bir kampüste kutladılar. Neden olmasın?

27 Temmuz 2010 Salı

www.montessori.org.tr

Merhaba,

Bir kaç aile ile başlayan okulumuz şu anda 32 veli olarak 2010’da eğitime başlıyor.

Yenilenen web sitemizden "Montessori ve Kaynaştırma Eğitimini Geliştirme Derneği"miz ve okulumuzla ilgili güncel bilgileri alabilir, destek olmak için  online uyelik formu  doldurabilirsiniz.

Sevgiler
Montessori ve Kaynaştırma Eğitimini Geliştirme Derneği


www.montessori.org.tr

15 Haziran 2010 Salı

Montessori Okulu Tanışma Toplantısı - 17 Haziran 2010 Perşembe

Sevgili Anne - Babalar,

Montessori Okulu projemiz tüm hızıyla devam etmekte.
Bildiğiniz gibi geçen haftalarda kurucu üyelerimizin evlerinde, 3 ayrı Tanışma Toplantısı düzenledik.

Toplantılar çok verimli geçti ve amacına ulaştı.

Ne mutluki gün geçtikçe Projemiz bilinirliği artıyor, bizi ve projemizi daha yakından tanımak isteyen yeni destekçiler bize ulaşıyor.

Hem yeni destekçilerimizle yüzyüze tanışabilmek hem de yoğunluğu sebebiyle geçmiş toplantılara katılamamış aileler için, son bir Tanıtım Toplantısı yapma kararı aldık.

17 Haziran Perşembe saat 20:00 de, Emel Çakıroğlu Wilbrandt'ın da katılımıyla, Aslı-Şansal-Mert İlgün'ün evinde buluşuyoruz.

Katılımlarınızı aşağıdaki mail adresine bildirirseniz, ayrıntılı adres bilgisini size yollayacağız.

Önemli Not: Toplantı etkinliğinin sağlanabilmesi için bebeksiz/çocuksuz gelinmesini rica ediyoruz.

Aslı Sümer İlgün
e.aslisumer@gmail.com


GSM : 0532 743 32 44

Montessori'nin sosyal beceriler üzerindeki etkisi

en cok sorulan sorulardan biri..ve cevabı....
aslında bunun yanında çocuğu Montessori okullarına devam eden anne-babaların 1-2 paragraf fikirlerine yer vermek istiyorum.
Montessori Eğitimi alan ve almayan anaokulu öğrencilerinin sosyal becerilerinin karşılaştırılması

12 Haziran 2010 Cumartesi

Açık Radyo'da okulumuzdan, montessoriden ve bizlerden konuştuk.

31 Mayıs Pazartesi Melda Keskin'in Açık Radyodaki "Bir" programında
Emel Çakıroğlu Wilbrandt ile birlikte Montessori, Montessori Okulumuz ve Veli İnisiyatifimiz hakkında konuştuk.

Buradan dinleyebilirsiniz. 







ve ya


http://i.mixcloud.com/C4ur

10 Haziran 2010 Perşembe

Toddler Programımız Hakkında

“Küçük çocuk kendisi için en iyi olanı bilir. Yetişkinin doğal olarak çocuğun kendisine verebileceği zarara karşı önlem alması gerekir. Önemli olan onu kendi bildiğimiz şekilde biçimlendirmek olmayıp onun kendi küçük dünyasında kendisini biçimlendirmesi için özgürlük tanımaktır. Eğer onu iyi gözlemleyebilirsek ancak o zaman onun izlediği yolu ve çocukluk çağı hakkında bilgi sahibi olabiliriz.”
         Maria Montessori


Uygulanacak Programın Pedagojik Temelleri:
 Hazırlanmış çevre
 Çocuğun kendi hatalarını düzeltebileceği kreş programında kullanılabilecek Montessori Materyalleri ile çalışma:
- Duyu materyalleri
- Günlük yaşam becerileri alıştırmaları
 Karma yaş gruplarıyla çalışma
 Zaman zaman grupla ve okula devam eden diğerleriyle birlikte yaşama
 Proje çalışmalarında birlikte çalışma olanağı
 Hareket imkanlarını çeşitlendirme zenginliğine sahip açık hava ve
kapalı jimnastik alanları
 Anne-çocuk okuma odaları, sanat çalışma imkanları
 İlginç ve deneyim kazandıran geziler
Gün akışı planlanırken günlük ritüeller ve değişiklikler daima çocuklara huzur sağlayacak ve kendilerini güvende hissedecekleri, kolay uyum sağlayacakları şekilde biçimlendirilerek, ebeveynler için de şeffaf olma temel prensiplerden olacaktır.


 7.30 – 8.30 Okula geliş ve serbest oyun saati  
 8.30 – 9.00 Kahvaltı  
 9.00 – 9.30 Öz bakım, hijyen ve sonunda sabah toplantısı  
 9.30 – 11.00 Serbest çalışma ve planlanmış çalışmalar; sanat, jimnastik, bahçede yapılacak etkinlikler, küçük geziler  
 11.00 – 11.30 Şarkı saati  
 11.30 – 12.00 Öğlen yemeği  
 12.00 – 12.30 Temizlik, diş fırçalama, vücut bakımı  
 12.30 – 14.30 Uyku saati  
 14.00 – 15.00 Yarım gün kalanların ayrılma saati ve diğerleri için serbest çalışma  
 15.00 – 15.30 Kahvaltı  
 15.30 – 17.30   Çocuklarla serbest çalışmalar, hedeflenmiş geziler, açık hava etkinlikleri ve çocukların alınma saati  

Gün akışındaki hedef çalışmalar (geziler, vb..) ebeveyn katkılarıyla planlanacak ve hava koşulları nedeniyle yapılacak değişiklikler önceden bildirilecektir.


Montessori Prensiplerine Uygun Olarak Çocuklarla Çalışmalarımızda 3 Temel Prensibimiz Olacak:
1. Çocuğun Bireyselliği Konusunda: Her bir çocuk kendi yetenek, yeterlilik ve ilgileri doğrultusunda geliştirilecektir.
2. Çocuğun Bağımsızlığı Konusunda: Her bir çocuk aktif bir varlıktır ve bağımsızlaşmak en önemli temel hedefidir. “Çocuk dünyayı kendi yaptıkları sayesinde keşfeder.” M.Montessori
3. Çocuğun Bütünselliği Konusunda: “Beynin, yüreğin ve ellerin eğitimi insan eğitimidir.” Pestalozzi


Çocukların Uyum Süreci:
Çocuğun ebeveyn evinden tanımadığı için henüz kendisini güvende hissedemeyeceği okul dünyasına alışma sürecinin kesinlikle travmatik olmamasına azami çaba harcanacaktır. Bunun için çocuğun kendiliğinden adım attığı yeni dünyaya alışması, günlük ritme uyum sağlaması, yeni tanışacağı insanlara güven duyarak iletişim kurması için ona zaman ve imkanlar sağlanacaktır. Bu konuda ebeveynlerin de bu süreçte katkıda bulunmaları gereklidir. Bu katkı zaman zaman çocukla birlikte aynı ortamda bulunarak diğer çocuklarla birlikte olmaya zorlanmadan üstesinden gelinmeye gayret edilecektir.


Alışma süresi sonrasında da ebeveynlere;
 Çocuğun mutluluğu için eğitiminde birliktelik
 Çocukların günlük öğrenim ve eğitim programlarının hazırlanmasında destek
 Günlük ve anlık konuşmalar yerine düzenli ve sistematik bilgilendirme toplantılarının planlanmasında fikir birliği
 Çeşitli eğitim konularında bilgilendirme akşamları, konuşmacılar ve çalışmalar
 Haftalık çalışmalar ve projeler hakkında birlikte hazırlık ve bilgilendirme olanağı
 Çevreci ve doğal ürünlerle sağlıklı beslenmede birlikte çalışma
 Birlikte kutlama ve şenlikler
 Kâr amaçlı olarak açılmayan okulun yıllık ödemelerinde birlikte bütçe ve planlama yapma imkanları sağlanacaktır.
Başka Kurumlarla İşbirliği ve Destekler:
 Okula alınan her çocuk için başlangıçta gelişim testleri yapılarak bu gelişim belirli sürelerde takip edilecek.
 Bu test ve takipler için Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi araştırma görevlisi Elif Kılınç’tan destek alınacak.
 Aynı zamanda onun doktora tezi olarak hazırladığı anne-çocuk çalışmaları okulda uygulanacak.
03.06.2010
Emel Çakıroğlu Wilbrandt

8 Haziran 2010 Salı

Teşekkürlerimizle...

O kadar güzel şeyler oluyor ki, projemiz bir çok kişi tarafından sahiplenildi. Samimiyetimiz, niyetimiz çok doğru bir şekilde algılandı...
Bu arada bize yazılarıyla destek veren bir çok arkadaşımız var ve onlara teşekkür etmek istiyorum ama acemi bir blogger olarak yapabilecek miyim bakalım.


(Oscar konuşması yapar  gibi bir giriş yapayım :)  )
Bize inanan, desteğini eksik etmeyen dostlarımıza, kocaman bir TEŞEKKÜR!
sevgili  kitubi 'ye,
sevgili blogcuanne 'ye
sevgili Özgüranne'ye
sevgili afacanikizlerim 'e
Nurturia halkı'na :) bu bloga giren herkesin Nurturia dan haberdar olduğunu düşünüyorum ama değilseniz çok şey kaçırıyorsunuz...
sevgili  Kosulsuz sevgi 'ye,
scribd 'e
Sevgili Jale 'mize,
sevgili zeynepela 'ya,
sevgili ekinvebiz'e,
sevgili duruveben 'e,
sevgili bebegim uyuyor 'a
muhtemelen su anda atladığım dostlarımız var, lütfen bana bir mail atın ...

2 Haziran 2010 Çarşamba

Montessori Okul TANISMA toplantisi

Sevgili Anne-Babalar,
Montessori Okulu projemiz çok kısa bir sürede sizlerin de katılımıyla "hepimizin" projesi oldu. O günden bugüne aramıza daha bir çok kişi katıldı ve zamanımız azalırken, biz büyük bir hızla ilerliyoruz.
Simdi artik yuzyuze tanisma ve hangi 35 aile ile boyle bir heyecani ve onuru paylasiyoruz gorme vakti geldi bence...bunun icin 3-4 alternatifli ev toplantisi duzenleyip Emel Hanim'in da katilimiyla bilgilerimizi guncelleyecegiz.
Toplantılar Montessori Okulu oluşumu Kurucu Üye ailelerinin evlerinde yapılacak.
03 Haziran 2010-Persembe saat 20:00'de Sevgili Asli-Sansal-Mert İlgün'ün ev sahipliginde bulusuyoruz.
İkinci Toplantı 4 Haziran 2010 Cuma - Saat 20:00Gül-Derya ve Duru Çanakçıoğlu'nun evi 
Üçüncü Toplantı 09 Haziran 2010 Çarşamba - Saat 20:00
Mutlu-Kerim ve Alp Suner'in evi
bana montessoriokul@gmail.com  'dan donus yapan ailelere ayrintili adresi mail atacagim.
Bu toplantida akliniza takilan her soruyu getirin lutfen!
Sevgiler,
Seda Aydin

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Bir Anaokulundan neler beklersiniz?

*Çocuğum ben işteyken zaman geçirsin
*özbakım ihtiyaçları giderilsin
*evde tek başına büyümesin, sosyalleşsin, zaten kardeşi de yok...
*resim yapsın,akşam eve geldiğinde bana gün içinde yaptığı etkinliklerden göstersin.
*okumaya giriş yapsın, rakamları tanısın, arkadaşlarından geri kalmasın.
*yabancı bir dile karşı altyapısı oluşsun, 1'den 10'a kadar İngilizce sayı saysın, bazen evde kelimeleri İngilizce de söylesin...
.....
...
..
.
Benim bir okul öncesi kurumdan beklentilerim ise:
*çocuğumun ben işteyken vaktini bir şekilde harcaması değil, 5 duyusunu birden kullanabileceği bir sistemde yetişmesi.
*keşfetme , konsantrasyon geliştirme, motive olma, iç disiplin ve öğrenme sevgisi kazanabilmesi.
* birbirleriyle yarış halinde olmayan, aksine birbirlerinden ilhamlanan arkadaşlıklar kurması. bunun için sadece kendisiyle karşılaştırıldığı, kimsenin örneklenmediği, kendi öğrenme hızına saygı duyulan bir kurum olmalı.
*büyük çocuklar ve küçük çocukların bir arada eğitim görmesi. bu sayede kendinden büyükleri izleyerek, ileri gelişim aşamaları için ilhamlanması, gözlem yapması, kendinden küçüklerle de geride kalmış olabilecek gelişim süreçlerini tamamlamak için her zaman şansı olması. (örneğin benim kızım bazı ince motor hareketleri rahat yapabilmesine rağmen bazı düğme iliklemelerini hala öğrenmeye devam ediyor, toddler sınıfındaki giyinme çerçevelerini görünce çok mutlu olacağına eminim)
*çocuktan çocuğa öğrenme-doğal öğrenme ortamı
*sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmesi. Ara öğün olarak da atıştırmalıklarda sağlıklı şeyler yiyebilmesi.
*kendini evrenle bir bütün olarak görebileceği, topluma, çevreye karşı sorumlu, saygılı ve bilinçli bir insan olması
*perma kültür, slowfood gibi felsefelerden haberdar olması
*"miş" gibi yapmayan etkinliklere katılabilmesi. örneğin, konservatuar mezunu birinden müzik dersi alması, fotoğraf sanatçısından fotoğrafçılık, ressamdan resim dersi alabilmesi...
*ikinci bir dili "yabancı" olarak değil "anadil"i olarak görebilmesi...bunun içinde anadili başka bir dil olan birinden bunu doğal öğrenme yoluyla öğrenebilmesi.
*en önemlisi ileriye dönük öğrenim kırgınlıkları yaşamayacağı,başkasının motivasyonuna, yönlendirmesine, onayına ihtiyac duymadan öğrenme sürecini tamamlayabilceği MUTLU bir insan olması...

Seda Aydın

26 Mayıs 2010 Çarşamba

31 Pazartesi 11.oo-12.oo arası Açık Radyo'dayız!!!!

31 Mayıs Pazartesi
11.00-12.00 arası
Melda Keskin'in Açık Radyodaki "Bir" programında
Emel Çakıroğlu Wilbrandt ile birlikte Montessori Okulumuzu, Veli İnisiyatifimizi ve Derneğimizi anlatacağız!!!!

25 Mayıs 2010 Salı

www.montessoriokul.com açıldı!!!

web sitemiz açıldı, incelediniz mi?

www.montessoriokul.com


ayrıca okulumuzun broşürünü pdf olarak almak için 

montessoriokul@gmail.com ' dan bize ulaşabilirsiniz.

13 Mayıs 2010 Perşembe

16 Mayıs Kuruluş Toplantısı


Tarih:16 Mayıs 2010 Pazar
Zaman:14:00 - 17:00
Yer:Halis Kurtca Kültür merkezi,Suna Pekuysal Salonu,Ressam Salih ermez caddesi Gözcübaba Merdivenköy/Kadıköy
http://www.hkkm.gen.tr/iletisim.aspx


Montessori Eğitimini ve genel yapıyı anlattığımız ilk toplantımızın ardından, desteklerinizle ve katılımınızla güçlenerek çok yol aldık.
16 Mayıs Pazar, 14.oo-17.oo arası yapacağımız toplantıda artık sizlerle;
* Neden bu girişime ihtiyaç duyduk?
* Montessori eğitim sisteminin, geleneksel eğitim sisteminden farkları ve bu farkların çocuklara katkıları nelerdir?
* Montessori okulumuzda bir gün nasıl geçer?
* Veli inisiyatifi nedir?
* Okulun yapısı nasıl olacak?
* Okulumuzun eğitim programı ve metodu nedir?
* Eğitimcilerimiz kimler olacak?
* Akademik destek ve denetleme nasıl gerçekleşecek?
* Almanya’daki kardeş dernek ve okul bize nasıl destek olacak?
* Okulumuzda uygulanacak beslenme yaklaşımı nasıl olacak?
* Okulumuzun yeri nerede olacak?
* Okulumuzdaki çocukların yaş aralığı ve sayısı nedir?
* Neden veli inisiyatifi ile olmalı?
* Finansal yapı nasıl olacak?
* Projemize nasıl katkıda bulunabilirsiniz?
* Projemize nasıl katılabilirsiniz?
ve
Katılımcı sayısını netleştirilmek için buluşuyoruz.


Montessori Veli İnisiyatifi Grubu
http://montessoriokul.blogspot.com/
montessoriokul@gmail.com

--

12 Mayıs 2010 Çarşamba

‘Sınavsız Bir Sistem’ Çocukların Hayata Daha Üstün Başlamalarını Sağlıyor

Montessori Eğitimi alan çocuklar, geleneksel okullarda ağır eğitim alan çocuklara göre daha avantajlılar.

Farklı yaş gruplarındaki çocukların aynı ortamda eğitim aldıkları, sınav sistemi olmayan Montessori okulları, geleneksel okullara göre, çocukların kendi hayatlarını daha kolay yönlendirmelerini, sosyal ve bilimsel açıdan daha başarılı olmalarını sağlıyor.

Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre, Montessori eğitimi alan 5 yaşındaki bir çocuk kelime bilgisi, matematik ve paylaşımcı olmada, 12 yaşındaki bir çocuk daha yaratıcı olma ve sosyal problemleri çözebilme alanında geleneksel eğitim alan çocuklara göre çok daha başarılı olmuştur.

Virgina Üniversitesi Profesörü ve Montessori çalışmalarının baş yazarı Angeline Lillard,
Montessori Eğitimi alan çocukların, her an test edilecekmiş kaygısı yaşamadıkları için çocukların erişkinlik hayatına daha kolay hazırladığını ve bu felsefenin onlara daha kaliteli bir yaşam sunduğunu’ belirtiyor.

Science dergisinde yayınlanan bulgulara göre, İngiltere de ki okulların daha çok gramer ve matematik dersleri ile son derece katı bir öğretim sistemine sahip olması, sınav sistemi ile ilgili tartışmayı daha da körüklüyor ve eğitimin esas amacının ne olduğunu sorgular hale getiriyor.

Bilimsel olarak ise Montessori eğitimi alan çocukların, normal eğitim alan çocuklarla aynı, bazen daha üstün seviye ye ulaştıklarını, fakat toplum içinde yer edinme açısından diğerlerine nazaran çok daha iyi olduklarını vurguluyor.

İngiltere de, Montessori eğitimi dönem başına 2000 pound gibi yüksek maliyetli bir eğitim olduğundan, önceleri sadece çocuklarının bu eğitimi almaları için istekli ebeveynler tarafından karşılanabiliyordu, ancak artık Montessori akımı eyalet okullarındaki eğitim, öğretim sistemini de etkilemeye başladı.

Eyalet okullarında temel alınan kişiye özel eğitim, Montessori yaklaşımınında 100 yıllardır bir parçası olarak mecbur kılınmıştır, ancak daha geçen sene eyalet tarafından desteklenen bir Montessori ilkokulu açılmıştır.

Profesör Lillard çalışmalarında, Milwaukee, Wisconsin den 112 çocuğu temel aldı. Bu çocuklardan 59 u Montessori eğitimi veren okula devam ederken, diğer 53 çocukta kontrol grubu olmak üzere eyalet okuluna devam etti.

Bu dağılım için, 112 çocuğun ebeveynleri çocuklarını, yerel otoritelerin oluşturduğu bir kura sistemine kayıt ettirdi, çünkü tüm ebeveynler çocuklarının Montessori okuluna devam etmesini istiyordu, araştırmacılar iki grupta da benzer yapıya sahip çocuklara ve çocukları için aynı emelleri taşıyan anne – babaların olmasını temel aldılar. Her iki grubun sosyoekonomik geçmişleri karşılaştırıldı.

Çocuklara zihinsel ve bilimsel, sosyal özelliklerinin test edildiği bir takım sınavlar verildi.

Montessori eğitimi alan 5 yaş grubu çocuklar, sadece matematik ve İngilizce de değil, dünyayı başkalarının gözünden görme empati kurma, aynı zaman da değişime ayak uydurma, karmaşık sorunları daha kolay çözme gibi liderlik vasıflarını göstermede üstün performans sağladılar.

Daha sonra her iki gruptan çocuklara, salıncakta sallanıp diğerlerine bir türlü salıncağı kullanma şansı vermeyen bir çocuğu nasıl ikna edersiniz ? sorusu soruldu. Montessori eğitimi almış çocukların % 43’ ü, çocuğun yaptığının doğru olmadığını ve diğerlerine haksızlık yaptığını söyleyerek onu ikna edebileceklerini belirttiler, eyalet okuluna giden grubun sadece % 18’ i aynı cevabı verebildi.

Aynı araştırma, eyalet okuluna devam eden çocukların ‘güreş’ gibi sert oyunlara daha çok ilgi duyduklarını ortaya koymuştur.

12 yaş gruplarındaki çocukların zihinsel ve bilimsel testlerinin sonuçları birbirinden pek farklı değildir, ancak ‘okuldaki en kötü/en iyi günün hangisi idi ?’ sorusuyla başlayan kompozisyonu, Montessori eğitimi almış çocukların daha zor cümleler kullanarak daha yaratıcı bir anlatımla tamamladıkları görülmüştür.

Ayrıca Montessori çocuklarının sorunlara yaklaşımı daha pozitiftir. Önündeki çocuğu iten diğer çocuğa kayıtsız kalıp gitmek yerine, yerini koruyup önceliğin öndeki çocukta olduğunu anlatmak gibi.

Montessori öğretmenliği eğitimi almış olan Profesör Lillard, bu durumu Montessori çocuklarının toplumsal etkileşimi üstün şekilde algılamasına bağlıyor ve devam ediyor
‘Eyalet okullarında bizler, çocuğun bildiğinin aksini yaparız, ona bireysel eğitimi aşılar, devamlı susmasını söyleriz. Fakat Montessori okullarında çocuklar istedikleri kadar sosyalleşebilirler, çünkü sosyal etkileşim çoktur. Çevre rekabetçi değildir, notlar ve sınavlar yoktur.’

Kuzey Londra da ki Rainbow Montessori okulunun müdiresi Linda Madden, ‘Montessori metodu, çocuklara bir sonraki evreye geçmeden önceki evrenin temellerini öğretmeye odaklanmıştır.
Biz çocuklara, ölçünün ve miktarın anlamını anlamadan saymalarını veya kalemi düzgün tutmadan yazı yazmasını öğretmiyoruz. Biz şu konuda çok kesiniz – sonraki her evre bir öncekine dayanır.’ diye belirtiyor.

ÖĞRENMENİN 6 ESASI : Montessori eğitimi öğrenmenin 6 esası üzerine odaklanır; uygulamalı hayat, duyumsal, dil, matematik, kültürel ve yaratıcı aktiviteler.

http://www.timesonline.co.uk/tol/news/uk/article654348.ece

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Montessori Okulu Kuruluş Toplantısı

Tarih: 16 Mayıs 2010 Pazar
Zaman: 14:00 - 17:00
Yer: Halis Kurtca Kültür merkezi,Suna Pekuysal Salonu,Ressam Salih ermez caddesi Gözcübaba Merdivenköy/Kadıköy
http://www.hkkm.gen.tr/iletisim.aspx



Montessori Eğitimini ve genel yapıyı anlattığımız ilk toplantımızın ardından, desteklerinizle ve katılımınızla güçlenerek çok yol aldık.

16 Mayıs Pazar, 14.oo-17.oo arası yapacağımız toplantıda artık sizlerle;

* Neden bu girişime ihtiyaç duyduk?
* Montessori eğitim sisteminin, geleneksel eğitim sisteminden farkları ve bu farkların çocuklara katkıları nelerdir?
* Montessori okulumuzda bir gün nasıl geçer?
* Veli inisiyatifi nedir?
* Okulun yapısı nasıl olacak?
* Okulumuzun eğitim programı ve metodu nedir?
* Eğitimcilerimiz kimler olacak?
* Akademik destek ve denetleme nasıl gerçekleşecek?
* Almanya’daki kardeş dernek ve okul bize nasıl destek olacak?
* Okulumuzda uygulanacak beslenme yaklaşımı nasıl olacak?
* Okulumuzun yeri nerede olacak?
* Okulumuzdaki çocukların yaş aralığı ve sayısı nedir?
* Neden veli inisiyatifi ile olmalı?
* Finansal yapı nasıl olacak?
* Projemize nasıl katkıda bulunabilirsiniz?
* Projemize nasıl katılabilirsiniz?
ve
Katılımcı sayısını netleştirilmek için buluşuyoruz.

Montessori Veli İnisiyatifi Grubu

27 Nisan 2010 Salı

Montessori Eğitim Sisteminin Üstünlükleri Nelerdir?

* Çocuk kendi bireysel beceri ve ilgi alanına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine göre eğitim görür.

* Dikkatini yoğunlaştırmayı öğrenir.

* Çalışma isteğini ve zevkini geliştirir.

* Çocuğun toplumsal bir varlık olmasını sağlar.

* Özgüvenini ve sorumluluk duygusunu geliştirir.

* Disiplini içselleştirir.

* Çocuk kaygılarını nasıl iyi hareketlerle dışa vurabileceğini öğrenir.

* Bir problemin nasıl tanımlanacağı ve onu çözmek için nasıl çalışılacağını öğrenir.

* Bireylerin kendilerine ve başkalarına karşı sorumluluk almaları ve saygı duymalarını sağlar...

26 Nisan 2010 Pazartesi

Montessori Eğitimini Diğer Eğitim Sistemlerinden Ayıran En Önemli Farklar

• Eğitim Sisteminin İlkelerinin ilk kez çocuklar tarafından belirlenmiştir.

Maria Montessori 1907 yılında ilk çocukevi “Casa dei Banbini”de engelli olmayan çocuklarla çalışmalarında yaptığı gözlemlerde çocukların nelerden hoşlandıklarını ve nelerden hoşlanmadıklarını saptar. Buna göre çocuklar yetişkinlerin zannettiklerinden çok daha farklı şeylerden hoşlanmaktadırlar. Onlar;
• alıştırmaların tekrarından,
• özgür seçimden,
• hatalarını kendilerinin denetiminden,
• hareket etmekten,
• sessizlikten,
• sosyal ilişkilerini kendileri tarafından kurulmasından,
• çevrenin düzenli ve temiz olmasından,
• özgür faaliyete dayalı bir disiplinden,
• kitapsız okuma ve yazmadan hoşlanmaktadırlar.

Ancak;
• ödüllerden
• cezalardan
• yetişkin tarafından programlanmış eğitimden
• oyuncaklardan
• şekerlemelerden
• öğretmen masasından
• toplu derslerden hoşlanmamaktadırlar.

Bu, başka eğitim sistemleriyle karşılaştırıldığında çocuklara sağlanan olanaklar sayesinde, kendi seçimlerinin eğitimcinin onları isteklendirmesinin yerine geçtiği kendi eylemleri sonucu hataların denetlenebildiği bir eğitim sistemidir. İlk kez bir eğitim sisteminin “kabataslak ilkeleri” çocuklar tarafından belirlenmiştir.




Montessori Eğitim yaklaşımında geleneksel sistemlerden farklı olarak;


*Eğitimci sınıfta merkezde olmayan bir roldedir

*Çevre ve yöntem kendi kendine disiplini teşvik etmektedir.

*Öğretim esas itibariyle bireyseldir.

*Yaşlar karışıktır.

*Gruplar çocukları kendi kendilerine öğrenmeye ve birbirlerine yardım etmeye teşvik eder.

*Çocuk kendi çalışmasını kendisi seçer.

*Çocuk özel materyaller ile kavramları kendi başına keşfeder.

*Çocuk seçtiği proje üzerinde dilediği kadar çalışır.

*Çocuk öğrenme hızını kendisi tayin eder.

*Çocuk materyal sayesinde kendi hatalarını fark eder ve düzeltir.

*Çocuk çalışmasını tekrar etmek suretiyle öğrenmesini ve olumlu iç duygularını güçlendirir.

*Çocuk dilediği yerde çalışır, sınıf içinde dilediği yere gider ve dilediği kişiyle konuşur (arkadaşlarının çalışmasını engellemeden)

*Grupla çalışmak isteğe bağlıdır.

*Sağlık ve çevre (ayakkabılarını boyamak, masayı temizlemek vb.) bilgisi için olanak sağlanmıştır.

*Montessori felsefesi ile ilgili bir program düzenlenir ve anne babalar için öğrenme sürecine katılma programı hazırlanır.

Konsantrasyon




Dikkatin yoğunlaşması (polarizasyonu) Montessori pedagojisinin kilit olayıdır (mucizesidir). Çünkü ona göre bunun üzerine çocuksu iş kurulmaktadır.

Montessori’nin birçok eserinde de bahsettiği bu yansımanın keşfi yeni bir eğitim anlayışının kaynağı olarak görülmektedir. Montessori dolaylı birçok müdahaleye rağmen, silindirler ile ilgili uğraşından vazgeçmeyen üç yaşındaki bir kız çocuğunu gözlem altına almıştır. 40’ı aşkın denemeden sonra uğraşına son vermiş ve çocuğun hiç de yorgun olmadığını gözlemiştir.

Aksine çocuğun çok da neşeli bir halde etrafındakilere baktığını ve sanki uykudan aniden uyanmış gibi zinde ve neşeli olduğunu tespit etmiştir.

“Odaklanma kendiliğinden kendi kendine eğitimin gerçek başlangıcını oluşturur ve çocuğu özgürleştirir” Montessori’ye göre; “ konsantrasyon yaşamın bir parçasıdır, bir eğitim metodunun sonucu değildir.

Montessori bu durumu “sanki doymuş bir çözeltide bir kristalleşme noktası oluşmuş ve bu noktanın çevresindeki tüm karmaşık ve düzensiz madde, harika bir kristalin oluşumu için birleşiyormuş gibi görünüyordu.” diye ifade edecektir.

Bu önemli gözlemin öyküsü tüm dünyada yayılır ve önceleri bir mucize öyküsü gibi görünmektedir. Sonra, değişik ülkelerdeki denemelerin sayısı artınca, bu zihinsel “tedavi“nin basit ve açık ilkeleri yavaş yavaş ortaya çıkartılır.


Bu işlem bir kapalı çalışma devresi olarak tanımlanmaktadır ve üç aşamadan oluşmaktadır.
Bu konsantrasyonun ilk basamağı hazırlık basamağı, ikinci basamağı büyük çalışma basamağı, üçüncü basamağı ise çocuğa açıklık ve mutluluk veren basamak olarak ifade edilmektedir

Materyal ve Eğitimci



MATERYAL
Montessori Eğitiminin temel taşlarından birisi hazırlanmış çevredir. Bu çevrede çocuğu anlık çalışmaya davet eden Montessori Materyallerini buluruz. Her materyalin belirli bir yeri vardır. Bu da çocuklara güven ve sağlam bir yapı duygusu kazandırır. Çocuklar bağımsız olarak onların yardımıyla benimseyecekleri bilgilere ulaşacakları bir materyal seçerler. Bunu bireysel eğilim ve ilgiler takip eder.

Materyal çocuklara öğrenmenin eller aracılığı ile gerçekleştiğini öğretir. Zihinsel kavramlar ellerle kavramaktan gelir. Bu yaşlarda çocuklar soyut kavramların somut nesnelerde yattığını sezerler. Çocuklara istedikleri kadar tekrar etme imkanı sunulur. Erken öğrenen yeni bir çalışmaya geçebilecektir, çünkü öğrenmede herkesin farklı bir ritmi vardır.
Çalışmalar yerde, ayakta ya da masada yapılabilir. Bu özgürlük çocuğun içinden gelen hareket etme isteğinin bastırılmamasını sağlar. Çocuklar materyallerle tek başlarına çalışabildikleri gibi ikili ya da daha büyük gruplarla çalışabilirler.Bu sayede büyük bir odaklanmayla ve çoğunlukla hayret uyandıracak kadar uzun çalışırlar.



Bütün bu materyaller çocuğun ruhsal düzenini oluşturmasında ona yardımcı olur. Düşünsel materyaller objelerin tanınmasını sağlamaktadır ve böylece çocuğun daha yüksek bir zeka icraatında bulunmasını sağlar. Çocuğun bu materyalleri kendi başına kullanmasını öğrenmesi kendi başına hedef koymasını ve bu amaç doğrultusunda çalışmasını sağlayacaktır.

Materyallerdeki hata kontrolü çocuğun kendi hatasını bulmasını gerçekleştirerek birilerinin onu uyarmasına ya da düzeltmesine gerek bıraktırmayarak, kendi kendisini düzeltmesine olanak sağlar. Böylece yetişkinden bağımsızlaşmak doğal olarak gerçekleşir.

Kendi başlarına deneyimler ve keşifler sağlayan bu materyaller çocuk için dünyayı keşfetmelerini sağlayan anahtarlar görevini görür.


EĞİTİMCİ
Eğitimcinin görevi çevreyi hazırlamak ve kontrol etmektir. Materyalin öğrencilere cazip gelmesi için düzenli ve temiz tutulmuş olması şarttır
. Bir diğer görevi ise çocukları dikkatlice gözlemlemesidir. Eğitimcinin organizatör ve yönetici görevinin yanı sıra bireye yardım etme ve yanında olma gibi görevleri de vardır.

Eğer bir öğrencinin davranışı diğer öğrencileri rahatsız ediyorsa eğitimci rahatsız edici o aktiviteye son vermelidir. Eğer bir çocuk yaptığı bir uğraşın içine derinlemesine daldıysa eğitimci yapacağı bir övgü olsa bile onu rahatsız etmemelidir. Yardım materyalin sunum aşamasında ve işin de giriş aşamasında sunulabilir.

Bunlara ilaveten Montessori çevrenin etkisini şu şekilde tarif ediyor; “Yaşamın
görüntüsü için düzenlenmiş etken; o destek vererek veya engel koyarak bir etkiye sahiptir, fakat üretken değildir.” Yine de eğitici çevrenin en uygun şekilde düzenlenmesiyle ve buna uygun materyallerin hazır hale getirilmesiyle bireyin inşa planının içinde bulunan gelişim aşamalarına destek olabilir. Burada tabi ki Montessori tarafından belirtilen araçların ve şekillerin düzeni, iç düzenin kurulmasında önemli bir unsurdur.

Dolayısıyla Montessori yönteminin özü, çocuğa önceden hazırlanmış bir çevrede kendi kendini geliştirebileceği şekilde hareket ve faaliyet özgürlüğü tanımayı amaçlayan, kendi kendine oluşan ve gelişen bir yöntem ve sistem anlayışıdır



Montessori’nin özgürlük ilkesinin en kısa ve en veciz ifadesi ise, “çocuklara
önceden hazırlanmış bir çevrede özgürlük tanımak”tır. Bu sözün anlamı şu kısa öyküde gizlidir:

Montessori çocuk evlerinden birinde çalışmaları izleyen bir konuğun çocukların dilediklerini, hoşlarına gideni yaptıklarını söylemesi üzerine öğrencilerden biri şöyle cevap verir: “Özür dilerim, efendim, biz hoşumuza gideni yapmıyoruz ki. Yaptığımız şey hoşumuza gidiyor bizim.

Dünya’da Montessori

• Montessori Eğitim Metodu, 76 ülkede binlerce okulda uygulanmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.
• Montessori yöntemine göre eğitim veren okullar velilerin en çok tercih ettikleri okullardır.

Dünya’dan Bazı Rakamlar


• Amerika 1909 adet okul
• Kanada 511 adet okul
• Almanya 318 adet okul
• Hollanda 228 adet okul
• Pakistan 23 adet okul
• Ekvator 15 adet okul
• Suudi Arabistan 4 adet okul
• Etiyopya 2 adet okul
• Türkiye ….

Maria Montessori ve Eğitim Sistemi

MARİA MONTESSORİ 
1870-1952



“Eller insan zekasının aletleridir.”
“Çocuk ona söylediğini değil yapmakta olduğunu yapar.”
“Öğrenmek bir yük değil, zevktir.”Maria Montessori

Maria Montessori (1870-1952) İtalya’nın ilk kadın tıp doktorudur. Zihinsel özürlü çocukları geliştirdiği öğretici materyallerle onlara uygun bir çevrede eğitmesi sonucunda dünya çapında bir başarıya ulaştı.

Daha sonra eğitimine antropoloji, psikoloji ve pedagojide devam ederek bu deneyimlerini 1907 yılında kurulan Roma’nın sefalet içindeki varoşlarında yaşayan sağlıklı çocuklara ilk çocuk evi “Casa dei Bambini” de uyguladı.

Çocukları çok kapsamlı bir şekilde gözlemlemelerinin sonucunda mevcut materyallerini daha da iyileştirdi ve yenilerini geliştirdi. Bu materyallerle donatılmış çevre çocuğun içinde var olan keşif ve öğrenme isteğini uyandırabiliyordu. Deneyimleri sonucunda geliştirdiği “serbest çalışma” gibi yeni bir öğretim yöntemini okullarda kullanılabilir hale getirdi.

Bu ilk çocuk evindeki Maria Montessori’nin ileri sürdüğü kuramlar çok kısa bir sürede tüm dünyaya yayıldı. Onun eğitim pedagojisi kuramı ve prensiplerine dayalı olarak sayıları giderek artan kurumlar, okullar ve anaokulları açıldı. Bu olağandışı kadın üniversitedeki kariyerini feda ederek eğitim düşüncesini anlatan dünya çapında konferans gezileri yaptı ve tüm yaşamını, enerjisini bu hareketi anlatan kitaplar yayınlayarak eğitim kuramının yaygınlaşmasına adadı.

Montessori pedagojisinin merkezinde bütünsel eğitim kuramı ve çocuğa karşı temel davranışlar bulunur. Yetişkin çocuğun kendisini geliştirme sürecinde sadece bir refakatçidir, çünkü o çocuğun doğuştan yaratıcı güçlere sahip olduğuna inanır.


“Kendim yapabilmem için bana yardım et.”

İtalya'nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori (1870-1952) yüzyılın başlarında her bir çocuğun bireyselliğine azami ölçüde uyan bir pedagoji geliştirir.
Bu, çocuğun bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir pedagojidir.

1899’da Roma’da zeka geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic kulunda yöneticiliği sırasında zihinsel eksikliğin sıklıkla pedagojik bir problem olduğuna hüküm verir.
Zihinsel engellilerin eğitimi konusunda aradığı bilgileri Itard ve Séguin’in çalışmalarında bulur ve bu yöntemleri temel alarak kendi yöntemini geliştirir. Eğittiği bir grup engelli çocuk devlet yeterlilik sınavlarında normallere yakın bir başarı gösterir.

Bu cümle Montessori Pedagojisinin ana fikridir. Bu, çocuğa kendi deneyimlerini yapması için fırsat tanımak ve bunu gerçekleştirebilmesi için de gerek duyduğu olanakların sağlanması anlamına gelir.

Her çocuk öğrenmek ister. Bu durumda eğitim sürecinin özü bir “kendi kendini eğitme” sürecidir. Bunun yanında bir de içsel inşa planı vardır. Bu nedenle Montessori pedagojisi doğrudan ve kararlı bir şekilde çocuk ve ihtiyaçları konusunda bilgi edinir.

Hazırlanan bir çevrede çocuk Maria Montessori’nin geliştirdiği öğretici materyallerle deneyimler yapar ve çevreyi kavrar. Bu çevrede özel olarak eğitilmiş eğitimciler dikkatli ve saygılı bir şekilde çocuğa refakat ederler. Eğitimciler her bir çocuğun duyarlı evrelerinde belirli bir öğrenme içeriğine karşı hassas olduğunu bilirler. Yani hazırlanan bu ortamın şekillendirici elemanları yetişen bireyin gelişim düzeyine uygundur ve sürekli öğrenme işlemini sürdürmesinde teşvik edicidir.

Serbest çalışma Montessori pedagojisinin can alıcı noktasıdır. Burada çocuk neyle meşgul olmak istediğine, ne kadar ve kiminle olmak istediğini kendisi seçer. Serbest karar vermek çocuğu içinden gelen bir disipline sokar ve bu eğitimci tarafından belirlenmemiştir. Bunun sonucunda sakin ve gergin olmayan bir atmosfer oluşur.

Montessori Pedagojisi bireysel zekaya dayalı ve yaratıcı problem çözme becerisini teşvik ve talep eder. O, kendi ayaklarının üzerinde durmayı ve bağımsızlığı eğitir. Amaç güçlü bir kişilik ve öz denetimin oluşmasıdır.

Yüz yıllık uygulama Maria Montessori’nin kararlarının ve keşiflerinin doğruluğunu ortaya çıkardı. Onun rehberliğinde dünya genelinde anaokulları ve okullar kuruldu. Montessori okulları başarılı okullardır çünkü; bütün çocuklar onları teşvik eden bir şeyler bulduklarında ve kendi başlarına çalışma imkanına sahip olduklarında bir şeyleri başarmak isterler.