www.kucukkarabalikcocukevi.com

26 Nisan 2010 Pazartesi

Maria Montessori ve Eğitim Sistemi

MARİA MONTESSORİ 
1870-1952



“Eller insan zekasının aletleridir.”
“Çocuk ona söylediğini değil yapmakta olduğunu yapar.”
“Öğrenmek bir yük değil, zevktir.”Maria Montessori

Maria Montessori (1870-1952) İtalya’nın ilk kadın tıp doktorudur. Zihinsel özürlü çocukları geliştirdiği öğretici materyallerle onlara uygun bir çevrede eğitmesi sonucunda dünya çapında bir başarıya ulaştı.

Daha sonra eğitimine antropoloji, psikoloji ve pedagojide devam ederek bu deneyimlerini 1907 yılında kurulan Roma’nın sefalet içindeki varoşlarında yaşayan sağlıklı çocuklara ilk çocuk evi “Casa dei Bambini” de uyguladı.

Çocukları çok kapsamlı bir şekilde gözlemlemelerinin sonucunda mevcut materyallerini daha da iyileştirdi ve yenilerini geliştirdi. Bu materyallerle donatılmış çevre çocuğun içinde var olan keşif ve öğrenme isteğini uyandırabiliyordu. Deneyimleri sonucunda geliştirdiği “serbest çalışma” gibi yeni bir öğretim yöntemini okullarda kullanılabilir hale getirdi.

Bu ilk çocuk evindeki Maria Montessori’nin ileri sürdüğü kuramlar çok kısa bir sürede tüm dünyaya yayıldı. Onun eğitim pedagojisi kuramı ve prensiplerine dayalı olarak sayıları giderek artan kurumlar, okullar ve anaokulları açıldı. Bu olağandışı kadın üniversitedeki kariyerini feda ederek eğitim düşüncesini anlatan dünya çapında konferans gezileri yaptı ve tüm yaşamını, enerjisini bu hareketi anlatan kitaplar yayınlayarak eğitim kuramının yaygınlaşmasına adadı.

Montessori pedagojisinin merkezinde bütünsel eğitim kuramı ve çocuğa karşı temel davranışlar bulunur. Yetişkin çocuğun kendisini geliştirme sürecinde sadece bir refakatçidir, çünkü o çocuğun doğuştan yaratıcı güçlere sahip olduğuna inanır.


“Kendim yapabilmem için bana yardım et.”

İtalya'nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori (1870-1952) yüzyılın başlarında her bir çocuğun bireyselliğine azami ölçüde uyan bir pedagoji geliştirir.
Bu, çocuğun bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir pedagojidir.

1899’da Roma’da zeka geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic kulunda yöneticiliği sırasında zihinsel eksikliğin sıklıkla pedagojik bir problem olduğuna hüküm verir.
Zihinsel engellilerin eğitimi konusunda aradığı bilgileri Itard ve Séguin’in çalışmalarında bulur ve bu yöntemleri temel alarak kendi yöntemini geliştirir. Eğittiği bir grup engelli çocuk devlet yeterlilik sınavlarında normallere yakın bir başarı gösterir.

Bu cümle Montessori Pedagojisinin ana fikridir. Bu, çocuğa kendi deneyimlerini yapması için fırsat tanımak ve bunu gerçekleştirebilmesi için de gerek duyduğu olanakların sağlanması anlamına gelir.

Her çocuk öğrenmek ister. Bu durumda eğitim sürecinin özü bir “kendi kendini eğitme” sürecidir. Bunun yanında bir de içsel inşa planı vardır. Bu nedenle Montessori pedagojisi doğrudan ve kararlı bir şekilde çocuk ve ihtiyaçları konusunda bilgi edinir.

Hazırlanan bir çevrede çocuk Maria Montessori’nin geliştirdiği öğretici materyallerle deneyimler yapar ve çevreyi kavrar. Bu çevrede özel olarak eğitilmiş eğitimciler dikkatli ve saygılı bir şekilde çocuğa refakat ederler. Eğitimciler her bir çocuğun duyarlı evrelerinde belirli bir öğrenme içeriğine karşı hassas olduğunu bilirler. Yani hazırlanan bu ortamın şekillendirici elemanları yetişen bireyin gelişim düzeyine uygundur ve sürekli öğrenme işlemini sürdürmesinde teşvik edicidir.

Serbest çalışma Montessori pedagojisinin can alıcı noktasıdır. Burada çocuk neyle meşgul olmak istediğine, ne kadar ve kiminle olmak istediğini kendisi seçer. Serbest karar vermek çocuğu içinden gelen bir disipline sokar ve bu eğitimci tarafından belirlenmemiştir. Bunun sonucunda sakin ve gergin olmayan bir atmosfer oluşur.

Montessori Pedagojisi bireysel zekaya dayalı ve yaratıcı problem çözme becerisini teşvik ve talep eder. O, kendi ayaklarının üzerinde durmayı ve bağımsızlığı eğitir. Amaç güçlü bir kişilik ve öz denetimin oluşmasıdır.

Yüz yıllık uygulama Maria Montessori’nin kararlarının ve keşiflerinin doğruluğunu ortaya çıkardı. Onun rehberliğinde dünya genelinde anaokulları ve okullar kuruldu. Montessori okulları başarılı okullardır çünkü; bütün çocuklar onları teşvik eden bir şeyler bulduklarında ve kendi başlarına çalışma imkanına sahip olduklarında bir şeyleri başarmak isterler.

2 yorum:

  1. Sitenizdeki paylaşımlar çok etkileyici,bizde sitemiz Burun ameliyat olarak blogunuzu her zaman takip ediyoruz.

    YanıtlaSil